28 Ekim 2015 Çarşamba

Amy A. Bartol-Sezgi (The Premonition Serisi 2)



Amy A. Bartol-Sezgi  

2012 UTOPYA CON ÖDÜLÜ alan genç edebiyatı serisinde, macera kaldığı yerden devam ediyor. Sürgünlerin dünyasında kâbuslar gerçek oluyor, karanlık gelecek daha da kaçınılmaz hale geliyor...

Evie onu görmemek için gözlerini açmadı ama onun kokusu yine de burnuna doluyordu. Soluduğu havayı yoğunlaştırıyor, Evie'yi kokusuyla… aromasıyla boğuyordu. Titredi. Direnmeliydi. Eğer yeterince güçlü olamazsa, hastalığı şimdi bile ona bulaşmış olan bu avcıyla aynı kadere sürgün edilecekti. Ama artık Evie, ona açtı ve o bunu biliyordu; kendisini kemiren acıyı sonlandırma ihtiyacına güveniyordu. Teslimiyetinin nasıl da tadını çıkarırdı. Evie şimdilik hayattaydı ama aksi için yalvarması ne kadar sürecekti?
(Tanıtım Bülteninden)


Gül
Artık eminim bu seri Alacakaranlık fanfic.

Sibel
İlk kitabı çok da dikkatimi vermeden okuyup orta şeker seviyesinde beğenmiştim ama bu kitapta ciddi sıkıldım ben.

Spolier ın dibi

Gül
İlk kitapta (bkz burası) aklıma takılan sorular var demiştim,benden başka insanlarda takılmış ki yazar cevaplamaya çalışıyor ; "Sana daha evvel anlattığım gibi Evie " diye başlayan cümleler genelde bu soruların cevabı.Cevabını henüz yazarında bilmedikleri içinse cevap şu " Senin melek olup olmadığından emin olamadığımızdan sana bazı şeyleri açıklayamayız "  Whatttt o sırtından çıkan şeyler yeterli değil mi  ? Yeterli herhalde çünkü çoğu zaman başka  konular  hakkında uzun uzun bilgi verebiliyorlar.Ama hala "Bu kitabın mantığı ile  çelişiyor" diye düşündüğüm hiçbir şeye cevap yok ve sanırım Eve inin babasını benden başka merak eden yok .Hatta melekler bile " Gözleri de biraz Mikhail’e benziyor acaba ondan mı ? " diye bile dedikodu yapmıyorlar.Kitabın sonunda bir amca ( Erdem Meleği )  "Tanrı seni özel kılmış bu dünyada olman için özel bir amacın var. " gibi süper bir açıklama getiriyor.


Edward’ın  bu kitapta adı  Reed olmuş demiştim ya ilk kitapta , Alacakaranlık’a benzeme işi o kadarla sınırlı değilmiş meğerse ,ama bu kitapta doruğa çıkıyor diyeyim  .Hadiii düşünün ne olabilir diye .Evet bildiniz vampirler çıkıyor ortaya ama bunlar peri vampirler .Daha beter yani .Evie’ye hayran sayısı olarak iki yeterli gelmemiş belli ki yazara bir adet daha ekliyor.

Kitapta  dev bir Russell bölümü var ki benim için cidden mide bulandırıcıydı.Evie bildiğin salak ve intihar modundan geziyor. Reed’e  ise  " Len oğlum galiba 4,5 milyar yaşındasın ,yaşının adamı ol,bırak bu kızı sana melek mi yok" demek istiyorum .

Yurt Dışı Kapağı


Sibel
Zamanında ilk kitabı petunyamla okuduğum için bu kitaba başlarken azimle bütün dikkatimi verdim. Ama sadece 100 sayfa dayanabildim,sonrasında yarım bırakıp başka kitaba geçtim.2 veya 3 kitap bitirdikten sonra geri döndüm.Başlardaki (yaklaşık 100 sayfa falan) benim için cidden sıkıcı olan sayfaları atlattıktan sonra kitap birazcık daha akıcı oldu sanki ama birazcıkkk.Arada acaba Gül’ün beğenmediğini bildiğim için ön yargı ile mi okuyorum diye kendimi irdeleyip bir süre tarafsız olmaya çalışarak okumaya devam ettim ama cıksss olmadı.Kitabı bitirene kadar içime fenalıklar bastı.Sanırım Evie’ye feci gıcık olduğum için bu kadar sıktı beni kitap.Çünkü kitabın büyük bölümü aksiyon sahneleri ile doluydu yani düşününce çok da sıkmaması gerekiyordu.

Evie’nin ne olduğuna kimsenin takılmamasına bende şaşırdım.Yani bu nasıl bir varlıktır ki dünyevi olan olmayan bütün erkekler güzelliğine hayran kalıp,aşık oluyor.Gül’ün de dediği gibi kimse merak etmiyor mu bunun babası kim…
Son dönemdeki kötü karakterlere olan ilgim bu kitapta da kendini gösterdi ve hımmmm Brennus ne hoşsun moduna girdim.Ancak kullandığı Yavrum kelimesinden öyle bir gına geldi ki (yavrum kelimesinden normalde de nefret ederim.Biri bana yavrum diye hitap ettiğinde ağzının ortasına kürekle vurasım gelir hep) o moddan hemen çıkıverdim =D
Bir de o kadar acımazsız bir tür olan Gancanaghlar’ın işkence metodunu okuyunca cidden petunyamla güldüm.Susuz bırakarak direncini kırmak nedir arkadaş…

Kitabın erkek karakterleri