29 Mart 2015 Pazar

Susan Mallery – Tatlı Aşk (Bakery Sisters Serisi 1)



Susan Mallery – Tatlı Aşk  

İlk aşktan daha tatlı bir şey olabilir mi? 
Bunu Claire Keyes'e sormayın. Yirmi sekiz yaşındaki dâhi piyanist bırakın âşık olmayı, bugüne dek kimseyle flört bile etmemiştir. Kariyerinin peşinde koşmaktan aile ve arkadaşlarına zaman ayıramayan Claire, ailesinin pastanesini ve iki kız kardeşini de yıllardır ziyaret etmemiştir.
Ancak şimdi bir kardeşi hasta, diğeri ise kayıptır ve yumurta bile kıramayan Claire, hasta bakıcı rolünü üstlenmekte kararlıdır. Yapılacaklar listesinin başında kız kardeşleriyle sıkı bir bağ kurmak, âşık olmak veya en azından şehveti tatmak vardır. 
Yakışıklı ve sert görünüşlü Wyatt bu amaca uygun gibi görünmektedir. Genç adam farklı dünyalara ait olduklarını söyleyip dursa da Claire'in yanındayken tek düşünebildiği keki fırına vermektir. Claire tatlı diliyle bu ateşli adamı yatağına ve yaşamına alabilecek midir? 

"Mallery'nin şimdiye kadarki en iyi kitabı. Karakterler ve birbirleriyle kurdukları ilişkiler, hikâyenin temelini sağlamlaştırıyor." 
-Likesbooks.com -

"Bundan daha dâhiyane ve seksi bir romans yazılamaz." 
-Debbie Macomber-




Sibel :
Susan Mallery’yi severim.Türkiye’de yayınlanmış Lone Star Sisters serisinin tamamını ve Marcelli serisinin 2 kitabını (ne yazık ki serinin devamını çıkartmadı yayınevi.Bunu da ayrıca kınıyorum…) okumuş ve beğenmiş biri olarak Tatlı Aşka da özetine falan dikkat etmeden başladım .Ancak Türkiye’de yayınlanmamış diğer serileri de öyle mi bilmiyorum ama okuduğum diğer iki seri ve başlayan bu yeni seri hepsi aynı şablonla yazılmış.3 veya 4 kız kardeş ve 1 tane üvey-gayrı meşru erkek kardeş.Gerçi bu seride erkek kardeş yoktu,pardon.Ama onun dışında herşey o kadar benzer ki.Kız kardeşler arasındaki sevgi, çekişmeler,ayrılıklar,sorunlar vs hep aynı tarz.En küçük kız kardeşin sorumsuz,başına buyruk olması falan heppp aynı.Tamam konular farklı olabilir ama şablon aynı olunca insan biraz rahatsız olmuyor değil.



Gelelim bu kitaba.Kitaba aşk hikayesi diye başladım ama genel olarak bakıldığında aile içi dram gibi bir şey çıktı karşıma.Dram derken ağlamalı,burun çekmeli tarzından değil de kardeşler arasındaki ilişkiler,çekişmeler,anlaşmazlıklar vs tarzı.Kitabın anca üçte birinde aşk hikayesi vardı.Geri kalan kısmında üç kız kardeşi anlatıyordu.Yani aşk kısmı bu kitapta yan hikaye gibi kalmıştı.
Kitap Claire’in hikayesi hesapta ama bolca diğer kız kardeş Nicole’ü de okuduk (hatta ben Nicole’ü daha çok sevdim).Bu kadar negatif gelebilecek laftan sonra sanmayın ki kitap kötü.Yazarın kalemi, anlatımı iyi olduğu için okunup gidiyor sayfalar.Kardeşler arası konuşmalar,verilen cevaplar falan hep çok mantıklı.Evet harbi yaa ben olsam ben de öyle derdim,hissederdim vs oldum hep okurken.Gerçi bir tek Claire’in yaptıklarını yapamayabilirdim sanırım.Acayip azimliydi aile kavramına tutunmak konusunda.Kapıdan kovulsa bacadan giren koala modunda birşeydi.Ben olsam on kere dönüp giderdim herhalde  =)



Bir de bu yazarların kek,pasta fırınlı hikayelere ilgisi nedir arkadaş.Başka meslek,iş yok mu Amerika’da?Yeminle tanıtımda fırın lafını görünce kusmak geliyor artık içimden =)

Neyse sonuç olarak kitaba aşk romanı beklentisiyle başlamazsanız,hoşunuza gidebilecek duygusal bir kız kardeşler hikayesi olarak beğenerek okuyabilirsiniz.