22 Ocak 2016 Cuma

Kristen Proby - Oyna Benimle( With Me in Seattle Serisi 3)


Kristen Proby - Oyna Benimle
Will Montgomery, profesyonel bir futbolcudur ve her şeye sahiptir. Ona hayır denmesine alışık değildir ve "hayır" onun için kesinlikle bir cevap sayılmamaktadır. Kız kardeşinin seksi Rockçı arkadaşı Meg'e duygularını açtığında, yalnızca reddedilmekle kalmamış aynı zamanda apaçık bir düşmanlıkla karşılaşmıştır; bu da Will'de merak uyandırmış ve libidosunu harekete geçirmiştir. Will, kızın sandığının aksine onu yatağa atmaya çalışan küstah bir sporcu olmadığını ona göstermekte kararlıdır.
Megan McBride, ne Will Montgomery'den, ne onun pahalı arabasından, ne de kibirli bir ünlü olmasından etkilenmiştir. Megan'ın bir ilişkiye ayıracak zamanı yoktur ve hayat ona sevmenin kaybetmek demek olduğunu öğretmiştir. Bu yüzden tüm hırçınlığıyla kalbini korumaktadır. Ancak bu seksi, dövmeli sporcuya duyduğu derin ilgiyi inkâr edecek de değildir. Will, tüm duvarlarını bir bir yıkıp sonunda kalbine ulaştığında Megan ona karşı olan duygularını itiraf mı edecek, yoksa korkuları yüzünden hayatta ilk kez gerçekten sevdiği bu adamı kayıp mı edecektir? Oyna Benimle, Benimle Seattle'da Serisinin üçüncü kitabı olarak karşınızda.




 Gül
Kitap dötle başlıyor dötle bitiyor,çevirmen sanırım bu kelimeyi seviyor
Kitap hakkında denilecek ikinci kelime yok bildiğin çok kötü ,konu yok ,beyin yok, ama ortada kocaman bir döt var .Yazardan mı kaynaklı çevirmende mi kaynaklı emin değilim .Kimi yerde döt diye çevirilmiş kim yerde kalça.Ama kıza “ tembel döt” dediği için  ben yazardan şüpheleniyorum. Kitapta eski karakterler de var ,zamanın hiçbir şeyi değiştirmediğini bilmek güzel aynı salaklıkta devam ediyorlar hayata hep birlikte .Kitabı normal bir aşk kitabı olarak okursanız çok sıkılırsınız. Ama absürt komedi kitabı olarak okursanız epey eğleniliyor okurken .
Yurt dışı kapağı


Sibel
İlk iki kitabı hiç beğenmemiş biri olarak bu kitabın çıkacağını duyunca ‘hıııı oldu,çıksın o zaman’ diye tepki vermiştim.Ama sonra özeti okuduğumda sporcu abi (ki sporculu hikayeleri pek severim) ve rockçı kız karakterini görünce yalan yok ilgimi çekti ve okuyayım dedim.Ben dedim siz demeyin sakın vaktinizi heba etmeyin.Bir kere kız rockçı falan değil.Gençliğinde bir dönem yerel bir grupta solistlik yapmış ama günümüzde hemşire.İkincisi çeviri öylesine amiyane ki insanın siniri bozuluyor ve okurken gülme krizine giriyorsunuz.İlk ‘Tembel Döt’ hitabını okuduğumda kahkahalar atarak Gül’e mesaj yazıp bu eğlenceyi tek başıma yaşamayayım diye ona da haber verdim =D Sonrası zaten ilk iki kitabı aratmayacak + sahneler ve salaklıklar silsilesi...
Ayyy bir de en çok güldüğüm sahnelerden bir tanesini yazmadan duramayacağım.Şimdi Will (esas oğlan yani) kızdan ‘Hıyarlık ettiğim için üzgünüm ‘diye özür dileyerek eve giriyor,çiçek veriyor kıza vs.Kız çiçeği alıyor arada 1-2 düşünce,cümle falan geçiyor (ama hala kapının önündeler yani aradan 1 dk falan geçiyor) kız diyor ki ‘Yalakalık yaparak hıyarlığını unutturmaya çalışıyorsan yanılıyorsun’ Ve adamın cevabı ‘Hıyarlık mı?’ diye sordu kahkaha atarak ‘Nereden buluyorsun bu kelimeleri anlamıyorum’ Nereden mi buluyor eee sen dedin ya daha 1 dakika önce çiçeği verirken. Kafana çok mu top çarptı da hafızanın 1 dk lık ömrü var yoksa sürekli düdüşmekten beynin eriyip bir taraflarından mı aktı diye sorası geliyor insanın ve bende film kopuyor =p

yazar ve çevirmene yönelik hislerimiz