14 Aralık 2015 Pazartesi

Nalini Singh-Başmeleğin Öpücüğü ( Lonca Avcısı Serisi 2 )


Nalini Singh-Başmeleğin Öpücüğü 
Lonca Avcısı serisinin bu ikinci kitabında, okurun güzelliğin ve kana susamışlığın hüküm sürdüğü ve meleklerin her şeyin hâkimi olduğu bu dünyadaki yolculuğu devam ediyor.
Vampir avcısı Elena Deveraux, bir yıllık komadan uyandığında değişmişti. Artık, kanatları gece yarısı ve şafak renklerinde olan bir melekti. Ama Elena’nın vücudu hâlâ kırılgandı ve uçabilmek için iyileşmesi gerekiyordu. Son derece çekici bir şekilde tehlikeli sevgilisi Başmelek Raphael ise geçmişten bugüne hep “benim” dediklerine karşı korumacı ve kontrolcü olmuştu. Ne var ki, Elena söz konusu olduğunda otoritesi hiçbir işe yaramıyordu…

Birbirlerini henüz anlamaya başlamışlarken Raphael, bir diğer başmelek olan Lijuan’dan bir balo davetiyesi almıştı. Bu daveti reddetmenin ölümcül sonuçları olabilirdi; bu yüzden Raphael, balonun olacağı ve onları korkunç bir kâbusun beklediği Pekin’e gitmeden önce Elena’nın uçmasını sağlamalıydı. Çünkü kadim ve merhametsiz Lijuan, ölülerin gücünü taşıyordu ve özellikle Elena için korkunç planları vardı…
"Her şeyiyle muhteşem!!!" -New York Times çoksatan yazarı Gena Showalter
“Meleklerin gizemli dünyası, Nalini Singh’in gün geçtikçe kendini geliştiren yeteneğiyle bir araya geliyor… Serinin ikinci kitabı için raflarınızda yer açsanız iyi edersiniz!” – Romantic Times (Top Pick)
“Başmeleğin Öpücüğü, Nalini Singh’in ne kadar eşsiz bir yetenek olduğunu gösteriyor…” – Book Binge
“Baş döndürücü, eşsiz, şaşırtıcı, büyüleyici ve muhteşem.” – Errant Dreams Reviews
“Nalini Singh, Başmeleğin Öpücüğü’nde gerçekten kendini aştı! Lonca Avcısı serisi sizi asla hayal kırıklığına uğratmayacak.” – Romance Junkies

Gül
Çok uzun zamandır bekleyenleri var ,onlardan biri değilim açıkçası ama onlardan olsam sanırım hayal kırıklığına uğrardım.
Sibel
İkinci kitap çıkmadan ilk kitabı okumayanlardan biri olarak derim ki iyi ki okumamış ve senelerce çıkmasını beklememişim.

Gül
Uzun  süre önce okuyanlardanım ilk  kitabı, ama nedense beni o kadar çarpıp parçalamamış herhalde , çokta aman ne zaman ikincisi çıkacak olmamıştım.Ama ikincisi çıkınca  okudum  tabii ki.
İlk kitapta da, bu kitapta da baş karakterler beni çok fazla cezbetmedi açıkçası,neden bilmiyorum ,hikaye kötü değil yazım kötü değil( yabancı yayınlarının çevirisi kötü bence ) ama her nedense hikaye beni  bir türlü içine çekemedi.Yani kitabı okurken şalteri indirip “aman ne olacak” manyaklığına kapılamıyorum.



İlk kitaptan farklı olarak Elena’nın kırılganlığı hikaye gereği olsa da  "Hadii ama "  fantastik bir kitap bu ,    ".... yaptılar  ve iyileşti iki dakikada uçtu " dese yazar  aramızda hangimiz  "Olmaz yeni melek olan insanlar en az sekiz ay uçamaz  " der ki ayrıca kadın türünün ilk ve tek örneği ,yataktan kalkıp  uçsa kitaptaki melekler  bile " Olmaz çok saçma uçamaz " diyemezler, yok ki örneği.Bu iyileşme  meselesi  "yatalım ,yatamayız" manyaklığını da  peşinde sürekliğinden iyice saçma sapan hale geliyor.
Kitap " iyileştin, uçtun,uçamadın ,kondun ,yatalım ,yatmayalım vs " meselesi etrafında o kadar çok dolanıyor ki diğer asıl olay geride kalıyor.Asıl meselenin cart diye çözülmesi de bu yüzden sanırım .


Sibel
Çok uzun zamandır Meleklerin Kanının methini duyuyorum çok güzel diye.Ama ne yazık ki devam kitabı çıkmadığı için okumaya hiç niyetlenmemiştim (zaten devamı çıksın diye bekleyip çürüdüğüm bir sürü seri kitap var).Ne zaman ki ikinci kitabın çıkacağını duydum işte o zaman dedim artık tamamdır, ben de okuyabilirim.Seriyi Yabancı Yayınlarının devam ettireceğini öğrenince her iki versiyonu da okuyanlardan gelen ilk kitabı Artemis’ten çıkandan okuyun tavsiyelerini dinlemeyip onu da yenisinden okudum.İlk kitabı beğendim ancak çevirideki günümüzde kullanılan hesapta sokak ağızı kelimeleri okuyunca keşke tavsiyeleri dinleseydim demiştim.Ve ne yazık ki bu kitapta da çevirmen inatla aynı tarzı devam ettirmiş.Yani tamam çevirmen birebir,motomot bir çeviri yapmasın arada Türkçeye de uyarlasın ama zıbarmak,yıkılıyorrr , zılgıtı çekmek nedir arkadaşım.Bunların orijinal İngilizce karşılıklarını cidden merak ettim =D


İlk kitapta sizi kitaba bağlayan hem kadın hem erkek karakterlerin güçlü özellikleri ve onlar arasındaki cinsel gerilimi o hikayede yaşayıp bitirmiş,en sonunda muratlarına erdiklerinde hep beraber toplu bir nefes almış,olayı kapatmıştık.Ama yazara belli ki yetmemiş olacak ikinci kitapta da aynı gerilimi sürdürmeye çalışmış.Bunun için de aman Elena iyileşsin de Raphael ile rahat rahat düdüşsünler diye bekliyoruz bütün kitap boyunca.Gül’ün de dediği gibi fantastik hikaye yavv bu dur azıcık melek züpçüğü sürelim hooop iyileştin deseler aaaa inandırıcı olmadı mı diyeceğiz melekleri kabullenip okuyan bizler =p Ama tabi bu şekilde olsaydı hikaye diye de bir şey kalmazdı sanırım.

Sonuç itibariyle oldukça sıradan bir kitaptı bana göre.İyi ki ilk kitabı seneler önce okuyup sabırla beklememişim. Yoksa bu kitap benim için ciddi bir hayal kırıklığı olurdu.