13 Aralık 2016 Salı

Sophie Jackson-İkimize Dair Herşey (A Pound of Flesh Serisi 1)



Sophie Jackson-İkimize Dair Herşey 
Bir okka et. Bir dirhem acı. Bir dünya zevk.
Babasının on altı yıl önce öldürülüşünün kâbusları bile Kat Lane’i onu en çok korkutan insanlara, yani vahşi suçlulara bir şeyler öğretmekten alıkoyamaz. Korkularının üzerine doğrudan giden coşku dolu hapishane öğretmeni, babasının son arzusu olan muhtaç kişilere yardım etmesi isteğini yerine getirmeye kararlıdır.
Ama küstah, yaralı ve tehlikeli derecede seksi mahkûm Wesley Carter onun öfkeleriyle tutkularını tetiklediğinde, Kat bu kötü çocuğun özel öğretmeni olma tercihinin adamın belirgin zekâsından değil, ona duyduğu fiziksel çekimden kaynaklandığını itiraf etmek zorunda kalır. Shakespeare’in yorumlanması üzerinden yaptıkları sözlü tartışmalar birden çok açıdan ateşli geçer ve Kat’in mesleki katılığı çok geçmeden eriyiverir.
Daha sonra Carter hapisten çıkar ve ikili sonunda önüne geçilemez cinsel açlıklarının gereğini yerine getirmekte özgür hale gelir. Ailesi ve arkadaşları, Kat’in geçmişi tehlikeli ve sevimsiz bir adam yüzünden kariyerini tehlikeye attıklarını düşünüp endişelenirler. Kat ise Carter’ın saklı tuttuğu sırrı onlara sunamamaktadır. Üstelik bu sır, dünyanın onu farklı görmesini sağlayabilecek bir şeydir.
Ancak, onları ayrı düşürebilecek bu sır Kat’in geçmişiyle de ilgilidir, onun babasını soğuk bir Bronx gecesinde katillerinin elinden kurtaramayışı hakkında Carter’ın bildikleriyle de. Aralarında karanlık, cevapsız bir soru durmaktadır: Carter onu kurtaran bir melek mi, yoksa onun dünyasını yıkan, başıboş bir ruh mu?
Kuzeybatı İngiltere’den bir okul öğretmeni olan Sophie Jackson, okumayı ve film izlemeyi çok sever ve kendisini gururla bir çizgi roman âşığı olarak tanımlar. Spor salonlarına gitmekten zevk alır ama bunun nedeni şarap ve yemekten büyük haz almasıdır – özellikle de birlikte iyi gittiklerinde.



Gül
Beklentimin altında kaldı .

Sibel
Çok fazla bir beklentim yoktu ama beğendim.

Gül
Sanırım konusu yüzünden biraz daha fazla ve derin bir şeyler bekliyordum kitaptan .Daha çekişmeli daha manalı ,daha derinlikli bir şeyler.Kitap klasik bir adult tek farklı şey tanışma şekilleri ,hatta bana biraz watpadd çağrıştırdı ki neden olmasın.
Bariz farklı olan bir başlangıçtan sonra bu konuda yapılabilecek milyon değişik şey olmasına rağmen yazarın konuyu olabilecek en klişe yere getirmesi beni azıcık kızdırmış olabilir.Okunuyor ama çok değişik ya da ilginç bir kitap değil .Kötü oğlan bile gerçekte kötü oğlan değilmiş o kadar vasat  kitap.


Sibel
Kitabı ilk Gül görüp alalım bunu dediğinde konusunu okuyup vayyy yaşasın kötü erkek karakterli dark romance türü bir şey geliyor diye sevinmiştim.Kitaba başlarken iç kapakta kitabı öven Tara Sue Me ve J.M. Darhower’ı görünce ise başımdan kaynar sular döküldü demek abartı olmaz =D Yorumlarımızı takip ediyorsanız iki yazarla da aramın pek iyi olmadığını bilirsiniz =D. O yüzden beğenmediğim iki yazar kitabı övünce bende ister istemez kitaba karşı bir anti pati oluştu.Ancak kitap ilerledikçe bu önyargıdan sıyrılıp hikayenin içine daldım ve sayfalar hızla aktı gitti.Sonuçta beğenerek ve sıkılmadan okuduğum, güzel diyebileceğim bir kitap oldu benim için.
Beni hayal kırıklığına uğratan tek şey dark romence diye beklerken normal adult çıkması oldu ki bana göre benzerlerine göre oldukça iyiydi.Olmasa olurdu dediğim yanı ise son 100 sayfa falan gereksiz uzatılmıştı.Konu çok sündürülmeden toparlansaydı keşke.


Kurguda kafama takılan nokta ise Kat’in doğum gününde Ben ve Austin’in tanışmasına rağmen (sonuçta bütün gece yemekte birlikte idiler) daha sonraki toplantıda sanki birbirlerini ilk defa görüyorlarmışçasına tepki vermeleri idi.

Yorumu biraz uzattım ama yazmadan geçemeyeceğim tüm kitap boyunca aklıma Prison Break’teki Michael & Sara ve Sons of Anarchy’deki Jax & Tara geldi =D Ama Wes’in yerine ikisini de yakıştıramadığım için yeni bir Wes seçtim kendime göre.Benim Wes’im aşağıdakilerden biri olabilir (karar veremedim yavvv hepsi birbirinden güzel =p )