25 Mart 2016 Cuma

Julie Garwood – Benim Yerim Senin Yanın( Crown's Spies Serisi 4)


Julie Garwood – Benim Yerim Senin Yanın
Masum ama sınırlarını zorlayan, keskin zekâya sahip,
dünya güzeli bir prenses…
Gururlu, özgürlüğüne ve yalnızlığına düşkün, yakışıklı, genç bir adam…
İngiltere’de gizlice dolaşan, kötü kalpli, gerçek bir kadın avcısı…
Üçünün yolu elbet kesişecek…
Annesiyle babasını kaybeden Prenses Alesandra’nın, topraklarındaki kargaşadan kurtulması için tek yol vardır: bir İngiliz erkeğiyle acilen evlenmek. Prenses, koruyucusunun oğlu, Caineswood Markisi’nin yakışıklı kardeşi, sosyetede giderek adından bahsettiren ve küçükken birlikte oynadığı Colin’le evlenmek ister ama özgür ruhlu Colin ilk başta bunu kabul etmez.
Bir gece Alesandra, onunla zorla evlenmek isteyen General Ivan’ın adamları tarafından kaçırılmak üzereyken son anda Colin adamlarla büyük bir kavgaya tutuşur ve Prenses’i kurtarır. Bu olay, Colin’in içindeki duyguları körükler. Genç adam bu duyguları inkâr etse de Prenses kalbini çalmıştır. Tatlı ve meraklı meleği, ortalıkta dolaşan büyük tehlikenin peşinden gittikçe Colin onu korumak için hayatını bile riske atmaya hazırdır.
“Mükemmel diyaloglar, nefis karakterler ve sürükleyici hikâyesiyle büyüleyici ve eğlenceli bir roman.”
-Romantic Times


Sibel
Ben ne okudum,yeminle anlamadım…
Gül
Ben diyeyim ; Çok ama çok konuşan ve çok düşünen karakterler


Sibel
Pek severim Julie Garwood’u.Bu serisini de İskoçlar kadar olmasa severek takip ediyordum ki bu kitaba kadar.Ablacım sen naappmışın.Sanki elinde fazla malzeme kalmış da hepsini bir arada değerlendireyim dermişçesine ortaya karışık bir şey yapmışsın resmen :p Dur şurada bir seri yazılması gereken sakat ama gururlu erkeğimiz vardı onu koyayım,azıcık maceraaa,hımmm macerası az olmuş kenarda kötü bir general vardı bir tutam da ondan ekleyeyim,bakiiim biraz manastırda kalmış saf ama anasının gözü prensesi de ekledim mi tamamdır…
Yemin ederim kitabı bitirdiğimde sersemlemiştim.Önce kitaba başladım bir 30-35 sayfa falan okudum.Sonra acaba kitapta basım sırasında falan sayfa mı atlanmış diye başa dönüp sayfa numaralarını kontrol ettim.Zira kitabın başlangıcı ile devamı öyle bir şekilde  yazılmış ki ne oluyoruz yavvv dedim.Hayır kız afacan falan diye tabir ediliyor ama yaşı 22-23 ki o dönemler için evde kalmış bile sayılabilir.Sonra bir anda kendimizi Londra’da buluyoruz.Yavv bu kız ne ara manastırdan ayrıldı ne ara Düke gitti ne ara tüm o finansal ayarlamaları yaptı falan şeklinde kendinizi sorgular hale geliyorsunuz.Sonrasında azıcık kafa toparlayacakken bu sefer kötü general (ki sonradan general sorunsalı hoppp diye ortadan kayboluverdi) psikopat katil ,sözleşmeler,sigortalar falan (o sözleşme konusunu ne alakaydı ) derken üstüne tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de çeviride ki hatalar (yarım bırakılmış cümleler,ölen ajan ve yanındaki kadın ilk önce kızıydı ilerleyen sayfalarda kız kardeşi oldu gibi) gelince benim kafa oldu bir dünya =D Kitap bittiğinde sersem gibi olmuştum ve kızın hala hangi ülkenin prensesi olduğunu anlayabilmiş değilim =p


Gül

Kitaba uzun bir yolculukta başladım harika bir uyku ilacı oldu,okudum uykum geldi uyudum ,uyandım baktım uyuyamayacağım  biraz daha okudum uykum geldi uyudum.Julie nin ilk Türkçe ye çevirilen  kitapları hariç ( düğün ve gelin dışında ) pek severek okuduğum kitabı yok itiraf ediyorum .Ama bu kitapta hepten çoşmuş.Kim ne konuşuyor ,ne düşünüyor atlayıp atlayıp duruyoruz.Kız zaten uyuz ,abi gururlu uyuz .Konu atladıkça atlıyor .General kimdi neydi ,niye hikayede var (anladık onu tamam) nereye bağlandı yok.Bir kitap boyunca düşüncelerini okuduğumuz kötünün en sonunda saf salak davranması böğğğğğ.Çeviri de enteresan “ kına yakacam “ deyimini okuyunca çok güldüm .Canınız çok ama çok ama çok tarihi roman okumak istiyorsa sizi tutmayım okuyun ama onun dışında şahsi fikrim uzak durun