28 Mart 2016 Pazartesi

Jay Crownover-Rome ( Dövmeli Adamlar Serisi 3)


Jay Crownover-Rome 
Yanlış seçimler bazen doğru olabilir... Eğlenceli ve gözü kara kızımız Cora Lewis, dövmeli serseri arkadaşlarını hizaya sokmayı iyi biliyordu. Ancak tüm o parıltı ve ukalalığının ardında kırık bir kalp gizliydi. Cora, yeniden acı çekmeye razı olmayacaktı. Mükemmel erkeğe âşık olmayı bekliyordu; yükü veya sorunları olmayan, bağlanmaya hazır bir erkeğe... Sonra Rome Archer'la tanıştı.
Rome Archer, mükemmellikten olabildiğince uzaktı. İnatçı, sert ve buyurgan bir adamdı. Ayrıca son görevinden de epey dağılmış hâlde dönmüştü. Rome, hayatta çeşitli roller üstlenmeye alışmıştı: ağabey, sevilen evlat, süper asker... Ancak bunların hiçbirine artık uymuyordu. Artık yalnızca hayatının geri kalanında ne yapacağını çözmeye çalışan ve bunu yaparken bir yandan da savaş kâbuslarını kafasından atmaya uğraşan bir adamdı. Cora, gelip karamsar hayatına capcanlı bir renk katıncaya dek tüm bu sıkıntılara tek başına göğüs germeye razıydı. Mükemmellik değilse de, mükemmel şekilde kusurlu olmak onlara sonsuzluğu verebilirdi... Dövmeli Adamlar Serisi, Rule ve Jet'ten sonra üçüncü kitap Rome ile karşınızda…

İkinci kitap Jet in yorumu için tık tık 


Gül
Klişelerden geçilmiyor ,ama kötü değil.
Sibel
Ahhhhh o iç seslerin çokluğu…

Gül
Bu seriyi öğrenmem aslında bu kitapla olmuştu.İngilizce okumuş birinin blog yazısını okumuştum ve “hımm ilginç “demiştim.Ama seriyi okudukça nedense o kadar da merakla beklediğim bir kitap   olmadı.Sebebse bayan karakteri  gözümde canladırdığım tipi yüzündendi ki ,kitapta da biraz itici bir tip olduğunu düşündüm.Çok konuşan ve herkesin işine karışan tiplere olan olumsuz tavrım yüzünden olabilir.
Kitap bildiğiniz klişelerden klişelere sürükleniyor.Bir şey oluyor “ ahanda bunun sonucu şöyle  olacak “diyorum oluyor.Kahin olduğumdan değil .Ama bu tarz kitapları yalayıp yuttuğum için olabilir. Sıkmıyor ama yeni bir şey de vaat etmiyor.Ama anlatım yüzünden kimi yerlerde gözlerim doldu. Duygusal anıma denk gelmişte olabilir.
Her zaman olumsuzluk yağdırdığım Aspendos’u çeviri için tebrik etmek lazım gayet iyiydi. Aslında bunu söyleme sebebim karanlık geçmişlerini hala unutmadığımı ve gözümün üstlerinde olduğunu belli etmek için .


Sibel
Güzel bir seri,iyi gidiyor.Karakterlerin klişe olmamasını seviyorum. Gerçi bu kitapta hikaye klişelerle doluydu Gül’ün dediği gibi ama bu çok rahatsız etmedi beni. Sadece daha önceki kitaplardan aklımda nedense Cora’nın daha Gotik bir şey olduğu kalmış aklımda.Ama renkli kelebek,peri modunda okuyunca biraz nasıl yani oldum.Beni rahatsız eden nokta iç seslerin fazlalığıydı.Bir ara dedim ki galiba Rome ve Cora içten içe düşünmekten hiç diyalog kurmayacaklar, öylece bitecek kitap.Kitabın genel şablonu şöyleydi ; düşün,düşün,düşün,azıcık diyalog,düdüş, düşün, düşün,düşün… Buna rağmen kötü bir kitap değildi.Çok iç ses dolu olsa da Allahtan mantıksız değillerdi ve yazar da güzel kurgulamıştı olayları.O yüzden çok sıkılmadan okundu,bitti.
Aspendos gidişatın iyi, gözümüz üzerinde  =P