13 Ekim 2016 Perşembe

Üç Tarihi Aşk Romanı için Yorum

Cathy Maxwell-Geç Kalmış Aşk
Rita Hunter-Güz Fırtınası
Julianne Donaldson-Bir Asi Yürek



Cathy Maxwell-Geç Kalmış Aşk
Soylu bir aileden gelen Mallory Edwards hiç tanımadığı biriyle ailesinin iyiliği için evlenmek zorunda kalır ama yakışıklı genç adam onu gerdek gecesinde terk eder. Aradan yıllar geçer ve kocasının borçları yüzünden hapse girme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Mallory, John Barron denen hainin peşine düşüp onu bulur. 
John, Londra’nın nezih ortamlarını birbirine katan bu ateşli kadından çok hoşlanmıştır. Mallory’nin, gerçekten de babasının zoruyla evlendiği o taşra hanımefendisi olduğuna inanamasa da güzel kadın hayatına tekrar girmişken John bu sefer kalıcı olmasını ister.
İkisinin de hayatlarını mahveden suçlunun peşine düştüklerinde genç adam sadece servet peşinde değildir ancak Mallory’nin kalbini kazanmak için ateşli öpücükler ve tatlı sözcüklerden fazlası gerekir. John, genç kadının aşk ve tutkusunu hak eden, ilgili ve sevgi dolu kocaya dönüşmek zorunda kalacaktır…
“Maxwell insan ruhundan anlayan ve hikâyeleri okurun yüreğine dokunan bir yazar.” 

Romantic Times




Gül
Aşkı az kalmış historical
Kitap gayet hızlı bir şekilde okunuyor ve çokta alışa geldiğimiz historical konusuna sahip değil.Ama bana biraz aşkı az kalmış gibi geldi.Yani kızımız ve oğlumuz arasında romantik sahneler az mı kalmış bana mı öyle geldi çokta emin değilim.

Sibel
Güzeldi,sıkmadı okurken.
Evet bir historical olarak oldukça değişik bir konusu vardı.Kızın karakterinin güçlü oluşu elbette hoşuma gitti.Erkek fazlasıyla hızlı aşka düşse de o da iyiydi =D Ehh konuda klişe olmayınca sıkmadan, zevkle okundu bitti.

Rita Hunter-Güz Fırtınası
GEÇMİŞİ, ÜZERİNE GÖLGE GİBİ DÜŞEN BİR ADAMIN TEK ÇARESİ, DAİMİ BİR GÜNEŞTİR...
“Belki de hiç... Belki de hiçbir zaman tehlikeye ne kadar yaklaştığını anlayamayacaktı. Güzel, küçük kıvılcım bilmiyordu ki bu dünyada ateşten de sıcak şeyler vardı…”
Abertillery Dükü’ne ait papaz evinde ailesiyle bir­likte yaşayan Jane Hammond’ın hayatı, kendi küçük dünyası ve gizli hayalleri üzerineydi. Mutlu olduğu, kendini huzurlu hissettiği, ona göre dünyanın en güzel toprak­larında yaşamanın belki de tek be­deli, efendileri olan soylunun dikka­tini çekmeden, hatta var olduklarını unutturarak devam etmenin bir yo­lunu bulmaktı. Zira bugüne kadarki hiçbir Abertillery Dükü’nün ahlâk ya da merhametiyle övündüğü söy­lenemezdi.
Jane endişelerine rağmen, yeni dükün huzurlu dünyalarına ayak basmasının hiçbir şeyi değiştirme­yeceğine inanmaya hazırdı. Ne var ki, soyundan gelen uğursuzluğu göl­ge gibi üzerinde taşıyan ve geçmişte yaptığı korkunç şey yüzünden yargı­lanan dükün diğerleri kadar umur­samaz olabileceğini düşünmek başlı başına bir hataydı.
 Gizemli ve baştan çıkarıcı son Abertillery Dükü Alexander Darius Cunningham’ın Hammond ailesini kabul etmeye mecbur bıraktığı gö­rev onları hiç de arzulamadıkları şekilde bir araya getirirken; tesa­düfler ve güçlü güz fırtınaları, tutkulu serüvenlerinin fitili­ni ateşleyecekti.


Gül

Okunuyor ,detaylara,tasvirlere,düşük çeneye takılmazsanız.
Genel olarak Türk yazar okumam ,o yüzden kitabı  yazarın diğer kitapları ya da diğer yazarlarla karşılaştıramam, bir ara meraktan WattPad takılmışlığım var onunla kıyaslarsak baş yapıt elbette ki.
Kitap kötü diyemem ama bazı yerler var ki takılmamam mümkün değildi ( detaycıyım sorry)


Kızın yeni gelişmiş 6.duyusuna takılmazsanız birkaç sayfa önce uzağı görmediği için gözlük taktığını hatırlatmam lazım .Artık kitabı ne kadar uzakta tutuyorsa,bir süre sonra sadece kitap okurken taktığı bir gözlük oluyor , zaten daha sonra  kimse gözlükten falanda bahsetmiyor.
Kızın çenesi düşük öyle böyle değil,ağzına kürekle vurmak isteyecek kadar çok konuşuyor.Tabii bana göre erkek karakterlerimizin hoşuna gidiyor ,o zaman elbette ki bize ne...
Kitap seri olarak gözükmese de ve tam olarak emin olmasam da yazarın diğer kitaplarındaki karakterler  kitaba dalış yapıyor ve birden bir sürü çok konuşan kadın oluyor.Ya diğer kitaplardan karakterler ya da en havada yazılmış yan karakterler .

Sibel

Bir önceki kitabına göre çok daha güzeldi.
Yazarın kimi kitaplarını hiç beğenmedim kimilerini ise severek okudum bu zamana kadar.Bu kitabı da sevdiklerim bölümünde yer aldı.Daha önce de dediğim gibi bir Türk yazar olarak şimdiye kadar okuduğum birkaç yabancı historical yazardan çok daha iyi yazıyor bana göre.Ben de Gül gibi detaycıyım ama eğer kitabı okurken anlatımı beni sıkmıyorsa özellikle historicallerde çok da ince eleyip sık dokuduğum söylenemez (ama sıkıldıysam iki şehir arasını atla kaç günde gidebilirdi acaba gibi anlamsız şeylere bile takılabilirim =P ). Sonuç olarak kız çok da konuşsa (ki ben farkına varmadım) ya da gözlüğü işine geldiği zamanlarda kullansa da kitabın başından sonuna kadar sıkılmadan ya da karakterler hakkında salak laa buu demeden okuduysam o kitap benim için güzeldir ;)
Gül’e Not : O konuşan bir sürü kadın karakterler yazarın diğer serisinin kahramanları. O kitapları okuyan bizler anlayabiliyoruz kim olduklarını (gerçi ben okudum ama unutmuşum kim kimdi ).Ama senin gibi okumayanlar için anlamsız ve çok konuşan kadınlar gibi kalıyor. Demek ki yazar bu konuda keşke daha dikkatli olsaymış ,herkesin önceki kitaplarını okumuş olacağını düşünmeden yazsaymış keşke.Sonuçta bu kitap serinin devamı değil.


Julianne Donaldson-Bir Asi Yürek
"Hapsedilmiş hissediyorum. Kafese kapatılmış bir kuş gibi kaçmanın yolunu arayıp duruyorum. Ama her defasında önümü parmaklıklar kesiyor.”
 Doğaya, müziğe ve kitaplara düşkün olan on yedi yaşındaki Kate’in tek hayali Hindistan’a gitmektir. Bu hayalini gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engel ise, ona sürekli evlilik baskısı yapan annesidir. Kate hem bu baskıdan kurtulmak hem de özgürlüğüne kavuşacağına inandığı Blackmoore’a gitmek için kendisini dahil olmaması gereken bir iddianın içinde bulur.
 Geniş kırları ve uçsuz bucaksız okyanusuyla hayallerini süsleyen Blackmoore’a vardığında çoğu şeyin beklediği gibi olmadığını gören Kate, geleceği hakkında bir karar vermesi gerektiğini düşünür. Ya kendisini anlamamakta direnen ailesinin tüm baskılarına boyun eğecek ya da bir kuş gibi özgürlüğe kanat çırpmak için yanıp tutuşan kalbini dinleyecektir.

Gül
Bayıldım ,ama azıcık depresif.
Bu kitabı başka zaman okusam bu kadar beğenir miydim ? Emin değilim. Duygularımla örtüşen ve çok iyi anlattığı için daha bir beğenmiş olabilirim.Kontlar leydiler pek yok ortalıklarda ama hırslı anneler kitabın tam ortasında diyebilirim.Neden bu kadar acımasız olabilir bir anne diye düşünüyorsunuz.Babaannem pek hoş bir kayınvalide değilmiş neden böyle yaptın babaanne  diye sorduğumuzda “Bizim  zamanımızda vahşilik vardı biz böyle gördük” gibilerinden bir şey demişti.Acaba bu kitaptaki annelerde bu şekilde mi düşünülüp çizilmiş.Zamana uygun anneler mi ? Kitapta oldukça iç ses var ,ama o kadar naif anlatılmış bir aşk ve o kadar güçlü bir genç kız var ki okuyun bence .Ahh bu arada historical denince aklınıza azmış lordlar ve leydiler geliyorsa bu kitabı beğenmezsiniz sanırım .

Sibel
Zavallı Henry…
Yazarın ülkemizde yayınlanan diğer kitabını da beğenmiştim,bu da güzeldi.Henry’nin umutsuz aşkı, kızın güçlü karakteri, aralarındaki o güzel ilişki biraz fazla iç sesle anlatılmış olsa da kitabın sonuna kadar sıkılmadan okumamı sağladı.Sadece arada birkaç şeye kafam takıldı.Birincisi yaşlarının küçüklüğü ki sanırım o devirler için 16-17 yaş evlenmek için yeterliymiş diye çok üzerinde durmadım (ama yaşların ve yılların sıralanışında bazı tutarsızlıklar vardı).İkincisi Henry’nin saçlarının sarı olmasına rağmen kızın arada koyu saçları diye bahsetmesi (sarı saçı koyu diye betimlemek tuhaf geldi nedense).Üçüncü olarak da yazarın sonuna koyduğu notta kitabı yazmadan önce baya bir araştırma yaptığını okuyoruz.Ama kitabın iki yerinde geçen telefon ve sessiz sinema kelimeleri hikayenin geçtiği 1820 lerde olamayacak iki kavram olduğu için biraz şaşırdım.Gerçi yazar yine koyduğu notta tarihi yanlışlarım varsa affola demiş ama kontrolü bu kadar basit iki konuda hata yapılmasını (üstelik kurgunun oluşturulması için eğilip bükülmesine gerek olmayan şeylerdi) yakıştıramadım açıkçası.
Gül’e Not : Kitapta her funda rengi geçtiğimde aklıma sen geldin ve acaba bu sefer funda rengi doğru mu tanımlanmış diye düşündüm =D (Bkz.JLA-Unutuluş kitap yorumu ).