3 Haziran 2015 Çarşamba

Marissa Meyer-Cress (Ay Günlüğü Serisi 3)


Marissa Meyer-Cress 
Daha ufacık bir kız çocuğuyken, cadı onu ne kapısı ne de merdiveni olan bir uzay uydusuna hapsetti. Gelecekte bile, Kuleye Hapsedilen Genç Kızlar Var...
Cress, Cinder'ı Kraliçe Levana'nın hain planlarından haberdar etmek için her şeyi göze almıştı. Ancak ufak bir sorunu vardı. Çocukluğundan beri, hapsedildiği bir uyduda yaşıyordu ve ona eşlik eden tek şey internet bağlantılı ekranlardı. Elinde yalnızca bu ekranlar olunca, Cress'in de efsanevi bir hackera dönüşmesi kaçınılmazdı.

Bütün Dünya; Cinder, Kaptan Thorne, Scarlet ve Wolf'un peşindeydi. Onlar ise Levana'nın planlarını altüst etmek için Cress'i esir tutulduğu uydudan kurtarmaya ant içmişti. Ancak bir şeyler ters gitti ve ekip üyeleri uzayın ortasında birbirlerini kaybetti. Kraliçe Levana ise hiçbir şeyin İmparator Kai ile düğününü engellemesine izin vermemeye, dolayısıyla Cinder'ın peşini bırakmamaya kararlıydı.
Cress, Scarlet ve Cinder, Dünya'yı kurtarmaya gönüllü olmamıştı. Yine de Dünya'nın tek umudu Cress, Scarlet ve Cinder'dı.
(Tanıtım Bülteninden)

Gül
Bir masal nasıl daha  güzel hale gelir.Girl Power .
Sibel
Seri hızını ve kalitesini bozmadan devam ediyor.Yine bir çırpıda okundu bitti.




Spolierrrrr

Gül
Serinin başından beri okunmadan bu kitap okunmaz.Seri  kitapları bir bitiş sergilemiyor.Aksiyonu bir önceki kitaba göre daha az olsa da heyecanla okudum bitirdim.Son kitap ( sanırım ) Winter yurtdışında Kasım'da yayınlanacak Artemis buçukların çevrileceğini söyledi onu bekliyoruz.

Sibel
Evet kitabın adı Cress ve yeni bir karakter ama ilk iki kitaptaki tüm karakterlerle konu devam ettiği için mutlaka sırasıyla okumak gerekiyor.
Orjinal kapak

Gül
İkinci kitabın sonunda aynı gemide buluşan ekibimizin ,Cress'e doğru yol alacakları aşağı yukarı belliydi.Cress 'in( her ne kadar bir arkadaşımız pekte güçlü bulmasa da)  gücünün teknoloji olduğu bir gerçek, öyle atlayıp zıplayamasa da ,Cinder ve arkadaşlarının Dünya ve Ay güçlerinden korunmasının sebebinin O olduğunu öğreniyoruz.

Sibel
Bedensel olarak güçlü değil de zihinsel (7 sene tek başına kalmış,delirmemiş) ve zekasal olarak güçlü diyerek anlaşalım mı =)



Gül
Kitabın başlarındaki olayla üç gruba ( gerçi İmparator Kai  <3 yide sayarsak 4 ) ayrılan ekibin farklı yollarda süren maceralarını okumak bazılarını zorlayabilecek olsa da  ,ben çok sevdim.
Cress ve Kaptan Thorne ; Cress 'in kör kütük aşıklığını dengelemek için sanırım kaptan kitabın başında kör kalıyor.Uzun süredir sadece  ekranlardan gördüğü dünyayı algılarken Thorne un gözleri olmaya çalışması ve bu kadar aklı başında olması ,Cress'i sevmeme sebep oldu.Thorne başından beri bana Han Solo'yu hatırlatıyor zaten .
Scarlett ve Wolf; Ne bahtsız aşıklarsınız siz ,Wolf sen nasıl hayvan gibi seviyormuşsun .
Cinder ve Kai; Eski prens yeni İmparator Kai <3 sonunda grubumuza dahil oluyor,umarım daha çok okuruz kendisini.

Sibel
Thorne’un kör olması Türk filmlerini hatırlattı bana,Gül kadar ince düşünemedim doğrusu.
Wolf da bana eşimmmm,kadınımmmm diye kendini paralayan Gece Avcıları vs serilerini hatırlattı.O yüzden ayrı bir sevmiş olabilirim Wolf’u  =)
Kai ise Gül’den korkuma bir şey hatırlatmadı =p



Gül
Bu yazarın en sevdiğim yanı bu kadar bilindik bir hikayeyi  hem orjinaline uygun bir o kadar da orjinalinden uzak yazması.Yan gelip yatan prensesler değil koşup atlayan kendi kendini kurtaramaya çalışan prensesler ,bayan karakterler yazmasını seviyorum.Biraz da insaflı olsa kahramanlarına karşı.
Sibel
Bence bu seriyi özetleyen cümleyi Gül çok güzel açıklamış ; ‘Bu kadar bilindik bir hikayeyi  hem orjinaline uygun bir o kadar da orjinalinden uzak yazması.’ Ve bunu yaparken de sürükleyici bir kurguyu akıcı bir dil ile size sunuyor.Sonuçta sıkılmadan,zevkle okunan bir seri olmuş.

Gül 'ün  Prens Kai si =)