15 Haziran 2015 Pazartesi

Holly Black - Buzkentin En Soğuk Kızı


Holly Black - Buzkentin En Soğuk Kızı

 “KİMSE HOLLY BLACK GİBİ YAZAMIYOR. BUZKENT EN SEVDİĞİM FANTASTİK ROMAN MEKÂNLARINDAN BİRİ OLDU.” - John Green 


Buzkent tüyler ürperticiydi. Tana bunu herkesten iyi biliyordu. Görkemli bir kafes, tehlikeli bir hapishaneydi. Lanetliler ve onlarla eğlenmek isteyenler için kusursuz bir mezarlıktı. Tana’nın dünyasında Buzkent denen, duvarlarla çevrili şehirler vardı. Karantinaya alınmış canavarlarla insanların yaşadığı Buzkentler, av ve avcının bir arada olduğu kanlı bir hapishaneydi. Ve Buzkent’in kapısından bir kez içeri girince, bir daha çıkamazdınız... Tana son derece sıradan bir partinin sabahında uyandığında, kendini cesetlerin arasında bulacaktı. Korkunç katliamdan onun dışında iki kişi daha sağ kurtulmuştu. Tana’nın sevimli eski erkek arkadaşı ve korkunç bir sır saklayan, gizemli bir genç adam. Tana; üçünün de hayatını kurtarmak için bildiği tek yolu izleyecek, doğruca Buzkent’in dehşet verici kalbine gidecekti.

 “Zengin bir atmosfere ve karmaşık karakterlere sahip müthiş bir hikâye.” 
VERONICA ROTH, “Uyumsuz Üçlemesi”nin yazarı 
“Karanlık bir şölen. Okurken heyecan ve tedirginlikten yerinizde duramayacağınız bir roman.” 
–Entertainment Weekly

Gül
Klasik vampiler geri döndü ,yaşasın  ! Bunlar güneşte parlamıyor ,yanıyor. Herkesin beğeneceğinden %100 emin olmadığım ama benim sevdiğim bir kitaptı.
Sibel
Yeni tarz değil de senelerdir bildiğimiz vampir klişeleri ile anlatılan,bana azıcık True Blood’ı çağrıştıran değişik konusu olan bir kitaptı.Ben beğendim açıkçası.


Gül
Kitapla ilgili karışık duygular içindeyim,belki de azıcık karışık bir kitap olduğu için.Düz bir zaman çizgisinde ilerlemiyor.Tek Tana nın değil başkalarında gözünden okuyoruz zaman zaman ama şimdiki zamanı anlatan hep Tana ,geçmişe bakışlar var o yüzden karmaşık diyorum kitap için .

Sibel
Bu konuda beni de uyarmıştın ama belki de o uyarının etkisiyle daha dikkatli olduğumdan zorlanmadım okurken bu geçişlerde.


Gül
 Klasik bildiğimiz kurallara uyan vampirler yazdığı için yazar zaten kalbimi kazandı.Tana güçlü bir kız o da kitabın bir artısı,yapması gerekeni söylenmeden “neden ben ?” diye isyan etmeden yapıyor ve problemler karşısında çözüm buluyor ,tabii ki geçmişindeki olaylar onu etkiliyor .Gavriel  vampir  gibi  vampir .Azıcık deli.Kızımızın eski sevgili Aidan bildiğin fırlama  ama kötü diyemem.
Bir aşk romanı değil orası kesin  YA soslu vampir romanı diyebiliriz. Gavriel ve Tana nın başbaşa oldukları sahneler o kadar az ki aşk romanı demek çok zorlama olur.
Her ne kadar seri olmasa da seri olabilecek potansiyel var kitapta.Başka yazar olsa bu kitapla başlayan en az 3 kitaplık seri çıkartırdı.Herkesin beğeneceğinden %100 emin olmadığım ama benim sevdiğim bir kitap oldu


Sibel
Bones,Edward falan gibi bir vampir bekliyorsanız,beklemeyin.Bu kitaptaki vampirler eskiden bildiğimiz vampir özelliklerine sahip (Güneşte yanmalar,sarmısaklar,tahta kazıklar vs gibi.)  ve öyle delicesine karizmalara da sahip değiller.Ayrıca kitaptan aşk romanı beklentiniz varsa onu da yapmayın.Hiç aşk yok diyemem,ucundan azıcık tadımlık var sadece.Ama ilgi çekici,devamını merak ettirici bir aşk.Hatta bu yüzden kitap bittiğinde yaaaa Tana ve Gavriel’in aşkını anlatan bir devam kitabı olsaydı keşke dedim.
Değişik konusuyla sıkılmadan beğenerek okuduğum bir kitap oldu Buzkentin En Soğuk Kızı.

Sadece kitabı okurken bazı betimlemelerden nedense aklıma hep True Blood geldi.Hatta Lucien’in olduğu her sahnede gözümün önünde Eric’in (Alexander Skarsgård) suratı canlandı =) 

Her kahraman kendi hikayesinin kötü adamıdır.