22 Mayıs 2015 Cuma

Samantha Young – Londra Caddesi (On Dublin Street 2 )


Samantha Young – Londra Caddesi 
Dublin Caddesi'nde Joss ve Braden'ın aşkıyla baştan çıkmıştınız... Londra Caddesi'nde ise Johanna ve Cameron ile ihtirası doruklarda yaşayacaksınız. Johanna'nın alkolik bir annesi ve bakması gereken küçük bir erkek kardeşi vardı. Babası alıp başını gitmişti, evi geçindirmek Johanna'ya kalmıştı. Artık sadece kardeşi için yaşıyordu. Erkek arkadaşlarını da bu yüzden zenginlerden seçiyordu. Kendi arzuları onun için önemsizdi. Pasaklı kotu, dövmeleri ve hırpani tişörtüyle şehrin en seksi serserisi Cameron hayatına girdiğinde Johanna'nın bütün ezberi bozuldu. Onu öylesine çok arzuluyordu ki, kalp atışlarını bile bir türlü dizginleyemiyordu. Cameron, barda birlikte çalıştıkları bu mesafeli görünen seksi kızılın sakladığı sırlarını açığa çıkarmaya kararlıydı... Teker teker savunma kalkanlarını indirecekti... Johanna çırılçıplak kalıncaya dek!..


"Aşırı seksi bir kitap bu. Hem kahramanın kendini bulma ve güçlenme yolculuğuna da bayıldım. Londra Caddesi'ni tüm kalbimle tavsiye ederim."
-USA Today-


Seri Bilgisi İçin Tıkla 

Sibel
İlk kitabı da sevmiştim,bunu ondan daha çok beğendim.

Gül
İlk kitapta ki kızımız Joss bu kitapta daha az olsa kitabı daha çok sevebilirdim.Cam ın zengin olmamasını sevdim.


Spolier var sanki Tatlım

Sibel

Aşk romanlarında erkekle kadın karakterler her zaman farklı değerlere göre yazılır.Şöyle ki ikili beraber olmasa sadece birbirlerinden hoşlanıyor olsa da veya eskiden birlikte olup bir süre ayrı kalsalar bile erkek başka kadınlarla beraber olur,rahip değildir sonuçta =p Ama kadın başka bir erkekle olamaz,eski veya yeni potansiyel sevgilisine haşaaa ihanet etmez.O kitaplarda hep kadına bağırırım yav ne ihaneti ayrısınız siz,yaşa hayatını bak o yaşıyoooo falan diye =) 

Bu kitabı sevmemin nedenlerinden biri de bu iki yüzlülüğe dur demesi.Cam ile aralarında ilişki yokken sevgilisiyle çatır çatır ... öhömm neyse anladınız ne demek istediğimi.Hem bu yüzden hem de kitabın genelindeki davranışlarından dolayı Johanna karakterini sevdim ben.Bu aralar kendisine sinir olmadığım ender kadın karakterlerden oldu.

Gelelim Cam’e.Elbette çok yakışıklı,karizmatik,taş gibi bir erkek karakter ama alışık olduğumuz aşk romanı klişelerinden saptığı en büyük özelliği sıkı durun Cam zengin değil.Hatta geçinebilmek için iş arıyor o kadar.Karakterlerimizin bir arabası bile yok.Gidecekleri yere toplu taşıma ile ulaşıyorlar =)

Bütün bu klişelerden arındıktan sonra kitap, hem kurgusu hem karakterleri hem de anlatım akıcılığı ile benim beğenimi kazandı. Sıkılmadan,severek okudum.




Gül

İlk kitaptaki Joss u hiç sevmemiştim.Branden ı yakınlarımda olsa ağzına bir tane patlatırdım.Dublin Caddesi ni klişeye düşme korkum olmasa gözlerimi devire devire okurdum .

Bu kitaptaki karakterleri daha sevdim ki Johanna benim pekte seveceğim bir karakter değil.Kendisinde  bir tutarsızlık söz konusu mu ? Bence evet.Diğer kitaplarda kendini değersiz bulma ve kendini aşağılama  hislerini  kimi kendini keserek ,uyuşturucu alarak vs vs şeklinde gösterirken  Jo  yakışıklı zengin erkeklerle çıkarak gösteriyor ( kendimden nefret edesim geldi) 

Cam ı bu kadar çabuk benimsemesi ,açılması , Cam için zengin sevgiliden şak diye ayrılma ve değişmesi çok hızlı olduğundan , inandırıcı gelmedi bana , iyi bir erkeğin aşkı nelere kadiri  okuduk, iyi kızların aşklarının nelere kadir olduğu hepimizin malumu.

Cam karakterini zengin değil ya her şeyini affederim ben ,bu klişeyi kırdı  daha ne isterim,ki Cam ın çenesini açtığında arada saçmaladığı malumumuz .


Kitapta en zorlama bence Mick amcanın dönüşü idi , Cam  ın arkadaşı Nate e kız arkadaş bulacaksınız diye kızı Oliva ile gelmesi falan ,hadiii amaaaaa

Yurt Dışı Kapağı