20 Şubat 2017 Pazartesi

J.A. Redmerski – Kuğu ve Çakal ( Katiller Çetesi Serisi 3 )


J.A. Redmerski – Kuğu ve Çakal 
“Muazzam bir kitap daha”
-The Book Enthusiast-
“Kesinlikle çok çarpıcı. Beklentilerimin çok ötesinde.”
-Nikki Arivel Larazo-
“Başından sonuna kadar harikaydı. Bir sonraki kitabı dört gözle bekliyorum.”
-Catherine Duffy-
Fredrik Gustavsson hiçbir zaman aşka inanmamış ve kimsenin karanlık hayatını kabul edebileceğini düşünmemiştir. Ta ki en az kendisi kadar tekinsiz Seraphina’yla karşılaşana dek... Fredrik ve Seraphina beraber dopdolu iki sene geçirmiş ve aşkın en karanlık halini tatmıştır. Fakat bir gün Seraphina Fredrik’i geride bırakıp kayıplara karışır.
Gelgelelim Fredrik Seraphina’yı bulmaya kararlıdır.  Fredrik’in elindeki tek koz ise Cassia adında, hafıza kaybı yaşayan masum bir kızdan başkası değildir. Fredrik’in Cassia’nın yaşananları hatırlaması için çabalamaktan başka şansı yoktur. Ve bu esnada hiç umulmadık olaylar yaşanır ve Fredrik kendini türlü açmazın içinde bulur.
Katiller Çetesi’nde macera Sarai ve Izabel’in ardından devam ediyor, gerilim iyiden iyiye tırmanıyor. Kuğu ve Çakal J.A. Redmerski’nin dünya çapında büyük yankı uyandıran serisinin üçüncü kitabı.


İlk kitap yorumu için tık tık 
İkinci kitap yorumu için tık tık 

Sibel
Diyebileceğim tek şey ‘Amaaaannnnn…..’
Gül
100. sayfa sonrasında epeyce güldüm.


Sibel
Yazar kitabın başında bizi şöyle uyarıyor ; ‘Katiller çetesi suç,merak,gerilim,sır,psikolojik gerilim ve bazen de romantik gerilim gibi kategorilere ayrılabilir.’ Bu uyarıya kitabı okuduktan sonra benim verdiğim tepki aynen şöyle oldu ‘Hadi canımmmmm’ Yani ablacım neden bu kadar iddialı konuşuyorsun. Serinin ilk iki kitabını kanımın son damlasına kadar polisiyesi çok iddialı olmayan dark romance bir kitap bu diyerek savundum.Ama bu üçüncü kitapta yapılan bu uyarıdan ve okuduğum hikayeden sonra savunacak hiçbir şey bulamıyorum.Yani bir karakter ve seri bu derece kötüleştirilebilirdi.
Aslında tüm hikaye Fredrik ve Cassia’nın arasında yaşananlar ama serinin adı ‘Katiller Çetesi’ olduğu için yazar demiş ki salt aşk hikayesi olamaz içine suç vs de eklemeliyim.Ama eklenen detaylar cidden o kadar kötüydü, kurgudaki suç ve gerilim o kadar mantık hatalarıyla ve saçmalıklarla doluydu ki bir ara ne alaka bu şimdi,haydaaa ama 1 sayfa önce başka bir şey demedi mi bu adam şeklinde okudum. Hele koskoca örgütün 50 bin dolara iş alması (bir de iyilik için 20 bin dolarlık iş de alıyorlar =P) karşısında ‘Ayyyyy yazık Victoruma parası kalmamış,bu kadar ucuza iş almaya çalışıyor’ dedim resmen (hayır bu piyasadaki rayiçleri bilmiyorum elbette ama yıllarca Robert Ludlum falan okuduk, 50 bin dolara silahını temizlemezdi oradaki suikastçılar =P ) 


Yazarın sır dediği şeye de artık o kadar alıştık ki daha hikayenin başında sırrın ne olduğunu kolaylıkla tahmin ediyorsunuz. Yazarın yaptığı tek doğru hareketse en azından aşk her şeyi çözer klişesini kullanmaması oldu.
Sonuç itibari ile serinin beğenerek okuduğum ilk iki kitabından sonra bu üçüncü kitap beni hayal kırıklığına uğratıp Gül karşısında boynumun bükülmesine sebep oldu =P
Ve kitap bittikten sonra ne mi yaptım? Sinemaya gidip keyifle John Wick 2’yi seyredip sonrasında eve dönüp Tom Wood’un Suikastçı kitabını okuyup kendime geldim =D 


Gül
Benim kusacağım her şeyi kusmuş zaten Sibel.


İlk yüz sayfayı " hadi düzelecek hadi " diye okudum ama yukardaki parlak ayakkabılarla kız tavladı cümlesi beni o kadar güldürdü ki o kadar olur .Bundan bir şey çıkmayacak diye elimden bırakıp işlerimi halletmeye sokağa çıktım

Spolierrr
Meğer kitap o noktadan sonra komedi kitabına dönüşüyormuş , Fredrik ‘in bulduğu dahiyane işkence yöntemi ,20.000 ve 50.000 dolara insan öldürmeler ki öldürmüyorlar öyle ,yazar bunların çok “zeki “ olduklarını kanıtlamak için saçma sapan bir olayda çözdürüyor.Len siz suikastçısiniz ,adam masum mu değil mi size ne.Bir de herkesin  Fredrik kadının eline bıçak sapladığında “ sen kendinde değilsin “ deme sebebinide anlamadım ,bu adamın işi işkence değil mi ? Kadının eline bıçak sapladı diye bu hayretler içinde kalmak nedir arkadaş .

Kitapta arada "Bu yazardan mı yoksa çevirden mi acaba"  diye düşündüğüm yerler vardı.Ama ingilizceden bire bir karşılaştırmalı okumadığımdan çeviri ile ilgili bir şey diyemem derken şu cümleyi okuyunca tüm saçmalamanın yazara ait olduğunu düşündüm nedense 


İlk iki kitapta dedim  ,ama  kaale alınmadım =P, yazar suikastçı yazmıyor , karikatürünü yazıyor diye.Bunca zaman bu konu ile alakalı filim seyretmiş kitap okumuş bizim gibi bünyeler yemez bunları .

İçimde kalmasın İzabel ya sen ne uyuz bir insansın .

Kitabı okuyunca Sibel ( Temsili )