11 Temmuz 2016 Pazartesi

Nalini Singh-Başmeleğin Gözdesi ( Lonca Avcısı Serisi 3)


Nalini Singh-Başmeleğin Gözdesi 
Nalini Singh, meleklerin hüküm sürdüğü, vampirlerin onların sadık hizmetkârları olduğu ve en büyük bedeli masumların ödediği nefes kesici dünyaya geri dönüyor.
Vampir avcısı Elena Deveraux ve sevgilisi, ölümcül Başmelek Raphael New York’a geri döndüklerinde yeni bir tehlikeyle karşı karşıya kalmışlardı... Bir okula saldıran vampirin geride bıraktığı manzara tamamen dehşet vericiydi; ve bu daha bir başlangıçtı. Kana susamış vampirlerin sayısı bir bir artarken şehrin sokakları kana bulanmıştı. Daha da kötüsü Raphael’in kendisi de yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlamıştı; gökyüzünü açıklanamayan kara bulutlar kaplamış, yeryüzü sarılmıştı.
 Kehânet ürkütücü bir şekilde gerçekleşiyordu: Hain ve kadim bir ölümsüz diriliyordu. Vahşi rüzgârlar onun adını fısıldıyordu: Caliane. O, oğlu Raphael için geri dönmüştü. Bunun için yolunun üzerinde ne varsa yok etmeye hazırdı, ve yolunun üzerinde tek birisi vardı: Elena, oğlunun yok edilmesi gereken gözdesi...
 “Eğer aranızda hâlâ başmeleklerin ve ölümlülerin bu muhteşem dünyasıyla tanışmamış olanlar varsa, yaptığınız her şeyi bırakıp en yakın kitapçıya koşun: Raphael sizi bekliyor.” – Supernatural Snark
 “Başmeleğin Gözdesi şehir fantazyası ve romans karışımlarından biri, ve bu türün sevenlerine şiddetle tavsiye edilir. Muhteşem!” – Love Vampires
 “Bu seri okuru yakalıyor ve bitirdikten sonra bile etkisinden kurtulamıyorsunuz. Buradaki eleştirmenler olarak en iyi paranormal serilerden biri olduğunu düşünüyoruz.” – The Book Reading Gals


İkinci kitabın yorumu için tık tık 

Gül
Haberler kötü ,melek züpcüğü hala bulunamamış.

Sibel
Haberler kötü,çeviri hala aynı tarzda.


Gül
İkinci kitaptan belki birazcık daha iyi ama hala çok yavaş,daha çok aksiyon bekliyordum kitapta sanırım ki 170 lerden sonra biraz hareketlenir gibi oluyor ama yine yavaşlıyor sonra.Zaten ikinci kitabın bittiği yerden devam ettiğinden hala Elana’nın güçsüzlüğünden ,uçuş derslerinden kanatlarını nasıl açıp kapattığından o kadar uzun uzun bahsediyor ki bir an kanat takıp benim de deneyesim geldi. Uçamazsam en azından ölüp kitabı okumaya devam etmeme gerek kalmazdı.
Tamam  Nalini watpadd cılar gibi hiçbir betimleme olmadan yazsın demiyorum ama "Güneşli bir günde dağın tepesindeki gökyüzü rengini alan gözleri"  de nedir? " Öğütülmüş safire karışmış abanoz rengi  " nasıl bir renk ?
Bir de çeviriden mi yoksa yazardan emin olamadığım garip cümleler vardı ki beni benden aldı.


Normalde kitap okurken evden çıkmam ,aman haftaya da yaparım acelesi yok deyip işleri bile sallarım ama bu kitabı okurken aniden dışarı çıkıp balkonum için çiçek almaya karar verdim .Zorla kendime iş uydurdum kısacası.Hala Nalini ile anlaşamıyoruz ,seri iyiye gitmesi lazım diye hala bekliyorum .

Sibel
Serinin ikinci kitabı ve çeviri tarzı yüzünden önyargı ile başladım kitaba.İkinci kitap kadar sıkıcı değildi konu ama ne yazık ki çeviri aynı tarzda idi.Kitapların orjinallerini okuma şansım olmadığı için çok fazla bir şey demek istemiyorum ama bu çevirmenin çevirdiği diğer bir kitapta daha aynı tarzı okuduğum için (Kupa Altılısı) lütfen biri kendisini uyarabilir mi? (orjinali de aynı şekilde ise lafım yok)

Gül mesaj yazıp betimlemelere bakkk diye uyarmasa ben çok da farkında değildim onların.Çünkü ilk betimlemeden sonra beynim onları direk egale ederek okumaya devam etti hatta onları görünce beynim okumayı petunyama devretti bile diyebilirim.O yüzden kitap hakkında kısaca şunu diyebilirim ikinci kitaba göre daha iyi ama işte öylesine bir kitaptı.