8 Kasım 2017 Çarşamba

J.A. Redmerski – Kara Kurt - Katiller Çetesi Serisi 5


J.A. Redmerski – Kara Kurt 
“Redmerski yine aklınızı başınızdan alacak!”
–USA Today
“Kara Kurt okurlara yine karanlık ve tutkulu dolu bir macera vadediyor.”
–NY Times
“Redmerski, Katiller Çetesi’nde çıtayı hep çok daha yükseğe koyuyor.”
–Publishers Weekly  
Katiller Çetesi’nde heyecan Kara Kurt’la devam ediyor… Nora’nın ortaya çıkardığı sırların ardından, Niklas ve Victor arasındaki iş arkadaşlığı da kardeşlik de derinden sarsılmıştır. Fakat Niklas her şeye rağmen yalnızca kendisinin başarıyla yerine getirebileceği düşünülen bir görev için İtalya’ya gitmeyi kabul eder. Çünkü bunu kardeşinin ihanetine karşı bir merhamet –ya da bir intikam – fırsatı olarak görmektedir. Öte yandan Niklas’a İtalya’da Izabel ve çetenin yeni üyesi Nora da eşlik edecektir. Gelgelelim İtalya’da Birlik’in düşündüğünden çok daha zorlu bir süreç yaşanacak ve çete üyeleri hiç beklenmedik olaylarla yüzleşip zor kararlar vermeye mahkûm edileceklerdir. 



J.A. Redmerski – Kötülük Tohumları -Katiller Çetesi Serisi 4


Sibel
Hala keşke 3.Kitap Kuğu ve Çakal hiç olmasaydı diyorum.


Gül
Kuğu ve Çakal dan beri komedi kitabı olarak okuyorum




Sibel
İlk iki kitabı dark romance olarak okuyup beğenip 3.kitapta yazarın bu bir suç,gerilim kitabı demesinden sonra seri benim için komedi halini almıştı.4.kitapta olayı biraz toparlamaya çalışması ne yazık ki bir önceki kitapta yazarın söyledikleri yüzünden her şeyi gölgede bırakmıştı benim için.Aynı durum bu kitap için de geçerli oldu.Yazarın o iddiası olmasa aslında bu 5.kitap o kadar da kötü değil (Izabel hariç,o hala aynı salaklıklara devam ediyor). Ama işte hikayeyi dark romance mantığı ile değil de suç,gerilim,polisiye mantığı ile okuyunca insan çoğu şeye gülmeden yapamıyor.Mesela 3 kişiyi öldürüp, yerde  sürükleyip,sadece oluşan küçük kan damlalarını minik bir bezle temizlemeleri falan gibi =D Ya da baktılar 50 bin dolarla dükkan dönmeyince yeni işleri 3 milyon dolara yapmaları gibi =p


Bir de şöyle bir durum var.Serinin ilk dört kitabında Victor veya Niklas’ın yaşı sanırım hiç açıkça söylenmemişti ya da ben hatırlamıyorum.Ama aklımda,hayalimde olan hep 35-40 yaş aralığında olmuş olacakları idi.Ancak bu kitapta Niklas 24 yaşında olduğunu söylüyor.Bu durumda Victor’da 26 yaşında oluyor ki serinin en başında 24 yaşındaymış.Bu da bana çoooook saçma geldi doğrusu (herşey mantıklı bu mu saçma deme Gül pls… ) Amaaaa yine kitapta bir iki yerde Niklas Victor ile Izabel’in kendi yaş grubundan 25 lik gençlerle takılmasını mı kıskanıyorsun gibi şeylerle dalga geçiyor ki Victor 26 yaşında olsa bu da saçma bir söylem oluyor.O zaman ben acaba çeviride ya da baskı sırasında Niklas’ın yaşı 34 yerine 24 mü yazıldı diye düşünmeden edemiyorum…

Heee bir de Gül’ün serinin Kötülük Tohumları kitabında örgüt isimlerinin saçmalığı ile ilgili bir tespiti vardı.Bu kitapta da aynı şeyi yapmışlar ve okuyunca direk Gül aklıma geldi ve bastım kahkahayı. Devletin gizli örgütünün adı ‘Özel Çalışmalar Bölümü’ =D =D 

Gül'ün yorumundan sonra not : Gül 30 saniye olayını bana söylediğinde 'eeee ne var yazar gerçekçi yazmış işte' dedim mi dedim =D =D




Spolier 
Bak cidden cidden spolier

Gül
Şimdi biz Victor un yaşını 30 ların sonu gibi düşündükse bu tamamen Sarai'nin suçu, ilk kitaptan buldum getirdim.

Eh 24 yaşında adama bakıp 30 larının sonunda gibi gözüküyor derse bizde onu anlarız .Sarai bu , yapabilir.Victor'da nede olsa tetikçi zor hayat erken yaşlanmış olabilir =)

Ama ya yazarın ya da çevirmenin sayılarla ilgili bir sorunu var sanırım.


"30 saniye nedir anacım " diye düşünürken ,bir de Nora’nın İzabel'e Victor'un yatakta nasıl olduğunu sorması ,kardeş oldukları için Niklas'ın nasıl olduğunu anlayacağını söyleyince bende hepten filim koptu o kadar güldüm ki gözümden yaş geldi .Genelde Ephesus'un çevirileri kötü olmuyor bence bu sayısal karmaşa yazar kaynaklı.


Bu kitapta ne öğrendik; fiyatı yükseltmişler güzel ama hala beceriksizler.Görev neydi ?
1)      Kadını kaçır --->  öldü
2)      Kızı getir --> Uçmuş bu diyip geride bıraktılar.( Salak İzabel'e uyup ) 
Kısaca yapmaları gereken hiçbir şeyi yapmadan üstüne 1 milyon dolar kaybederek geri döndüler , yakında batacaklar benden söylemesi.

Özel Çalışmalar bölümü içindeki ajanlar beni benden aldı,yazar belli ki karakterlerinin iç yüzlerini göstermek istiyor ama çok saçma sapan şekilde yapıyor bunu.

Bu seriyi okurken Brezilya dizisi seyrediyor gibi hissediyorum kendimi  ,aşırı duygusal ,sürekli yüksek sesle konuşan insanlar ,kurgu, nedense bana bu hissi veriyor .Yani böyle Fernando ' nun bir yerden çıkıp  "Manuela ben meyve veremeyen bir ağacım " demesini bekliyorum .Gerçi bu kitapta Victor' un da meyve veremeyen ağaç olduğunu öğrendik ayrı =D






Not :Bu Videoyu izledikten sonra aklına takılan olabilir " Fernando meyve verebiliyormuş" diye Annesi ya da ilk karısı yalan söylemişti sanırım .Çok sene oldu o kadarını hatırlamıyorum.