Laini Taylor-Hayalci
Yetim kütüphaneci Lazlo Strange’in en büyük korkusu,
hayallerine ulaşamamaktı. Gizemli kayıp şehir Hıçkırık, beş yaşından beri
Lazlo’nun düşlerini süslüyordu ama dünyayı gezip kayıp şehri bulabilmek için
çok daha cesur ve bilgili olması gerekiyordu. Ancak beklenmedik bir fırsat
doğdu ve Lazlo’nun yolu, Tanrıkatili denen ve efsanevi savaşçıları ile birlikte
çıkagelen kahramanla kesişti. Hayalcinin bir karar vermesi gerekiyordu. Ya bu
fırsata tutunacak ya da düşlerine sonsuza dek veda edecekti. Hıçkırık’ta iki
yüz yıl önce neler yaşanmıştı da gizemli şehir, dünyanın geri kalanından
kopmuştu? Tanrıkatili, hangi tanrıyı katletmişti? Ve çözmeye çalıştığı büyük
sorun neydi? Hepsinin cevabı Hıçkırık’ta yatıyordu. Ancak daha da büyük
sırlarla birlikte. Lazlo’nun rüyalarına giren mavi tenli tanrıça da kayıp
şehirdeydi. Lazlo, varlığından bile emin olmadığı bir kızı rüyalarında nasıl
görebiliyordu? Ve bütün tanrılar öldüyse, kız neden bu kadar gerçek
görünüyordu?
“En büyük, en cesur, en büyüleyici hayali buydu. Dünyanın
öbür ucuna gidip gizemi kendisi çözmek istiyordu. Elbette böyle bir şey
imkânsızdı. İyi de imkânsızlık hayalcinin hayal kurmasına engel miydi?


